dar kafalılık ve dolar kuru

Toplum Problemimiz Dar Kafalılık ve Dolar Kuru

Dar kafalılık ve dolar kurunun bağlantısını anlattığım yeni bir yazıdan merhaba sayın okur;

Uzun bir aradan sonra biraz daha tükenmiş olarak bu yeni yazıyla karşınızdayım. Ne alaka diyeceksiniz belki ama dar kafalılık ve dolar kuru çok yakın iki arkadaş. Şimdi bu yakınma konulu yazıya devam edeyim. Zaten okudukça aradaki ilişkiyi daha iyi anlayacaksınız.

Dar Kafalılık

dar kafalılık

Toplum içerisinde ve ne yazık ki yakın çevremdede vuku bulan dar kafalılık o kadar ilerlemiş ki, insanlar objektif bir bakış açısı yerine tamamen mantıktan uzak bakış açılarını benimsemişler. Yine aynı kitle benimsediği “biliyorum” sanısına o kadar sıkı sarılmış ki, siz elinizde hangi bilgiyle gelirseniz gelin tek doğru yine kendi bildikleridir. Son zamanlarda artan girişimci topluluğunun en büyük düşmanı ve vakit kaybıda bu tarzdaki kişilerdir. Şöyle örnekleyeyim; elinizde bir fikir var. Bunu geliştirip büyük bir girişim örneği olmak gibi bir hayaliniz var. Fakat yeri geldiğinde bu sığ düşünceli kişiler tarafından kırbaçlanmaya onlara projeyi anlatmaya çalışmak durumunda kalıyorsunuz. Genel yargılar hep şu şekilde; bunu zaten yapmışlardır, Başımıza icat çıkarma, Sana ne kazancı olduda peşinden koşuyorsun, Bunun için uğraşacağına gir KPSS’ye…, Tutmaz kardeşim, Gereksiz bence… vs. vs bu liste bu şekilde uzayıp gidiyor. İlla ki karşılaşmışsınızdır girişimci bir ruha sahipseniz eğer…

Dikey Model

dikey model

Her birimiz okul çağına adım atar atmaz bir yarış atı gibi sürekli ilerlemeye çalıştırılıyoruz. Bunun sebebi aile olabilirde olmayabilirde ama ülkedeki eğitim mekanizmaları her halükârda bu sistemi mecbur kılıyor. Senelerce eğitim gör, nasıl girdiğin belli olmayan, herkesle bir tutulduğun bir sınavla belirledikleri potansiyeli damgalasınlar, ve seçimini yap. Özel sektör ya da devlet kadrosu…

Peki bu sistemde birşeyler üretme hayaliyle yolu koyulan bir insanı nasıl kazanabileceksiniz? Cevap vereyim; üstündeki toz silindiğinde çok değerli bir mücevher olacak bir beyin daha körelecek. Yani geçmek zorunda kaldığı delikten yontularak bir fabrika üretimi gibi geçecek. Bu sayede sistem kendisini yaşatacak bir yeni bireyi daha kendisine dahil etmiş olacak. Ya da hayattan geçim mücadelesi dışında pek bir beklentisi olmayan sönmüş bir cevher…

O kadar alışmışız ki bu dikey modele, yatay bir modelin hayalini bile kuramaz olmuşuz. Ya işçi ya patron. Bir üretken değil.

Dolar Kuru Bağlantısı ve  Toplum Etkisi

trafik

Üretilen bu kitle sadece para kazanmaya çalıştığı için ülke adına üretim yapmayan yerlerde çalışıyor. Kazandığı parayı tüketip bir sonraki ay için tekrar çalışıyor. Böylece sadece tüketim makinalarına dönüşüyoruz. Üretim alanına gelecek bir fikri yağmalıyoruz. Şansımızı kendimiz yok ediyoruz. Tüketim arttığı için genel ithalat standardı olan dolar kuruna mecbur kalıyoruz. Çok verip az alıyoruz. Buda %20 olan dolar sayısını %100 gibi çalıştırmaları için onlara fırsat veriyor. Üretim olmadığı için daha çok çalışıyor, daha az mutlu oluyoruz. İşyerindeki arkadaşlarımızı aile fertlerinden daha sık görüyoruz. Yaşam standardımız bu yüzden yükselmiyor. Kişi başı düşen net gelir bu yüzden bu kadar belirsiz. Biri işin üçkağıdından cebini doldururken birileri her ay sonunda asgari ücrete bakıyor. Bu düzensizlik ülkedeki suç oranını artırdığı gibi sinir seviyesinide tavan yaptırıyor. Trafiği boşverin. Bir toplu taşıma aracına binseniz aracı kullanan olmamalarına rağmen yolcuların pimi çekilmek üzere olan bomba gibi olduğunu farkedebilirsiniz.

Çözüm Yatay Model

Yatay Model

Türkiye standardından maalesef çok üst bir model. Son zamanlarda okuduğum bir habere göre eğitim sistemimiz dünyada sonuncu seçilmiş. Sorun ben burdayım diye bağırıyor ama yetkililerden çıt yok ne yazık ki. Hep örnek gösterilen Finlandiya eğitim sisteminde ne var biliyor musunuz? Sadece sevdiğini yapmak var. Oyun oynamak istiyorsa eğer çocuklar, oyun oynuyorlar. Eve gittiklerinde yapmak zorunda bırakıldıkları bir ev ödevleri yok. Belirli bir aşamadan sonra her çocuğun ilgi alanı oturmaya başlıyor. Sadece o alana karşı kendilerini sorumlu hissediyorlar. Ödevi olmasa bile sırf merak ettiği ve bundan zevk aldığı için kendi alanında kendini geliştiriyor. Eğitim sistemleride bunu destekleyince alın size mutlu bir toplum. Herkes çalışmaktan zevk alıyor. Çalışırken zevk aldığı için eğlence için parasını harcamak durumunda kalmıyor. İşte gelişmiş bir ülke standardına böyle geçilir.

Yatay model ile eğitilmiş insanlar kurdukları işletme ve fabrikalardada yatay modeli kullanacaklardır. Bu sayede üretim verimliliği artacak, zaman kazancı artacak ve harcamalar azalacaktır. Böyle bir model varmışta biz niye geçmiyoruz dersenizde burada gereklilikleri yerine getirecek çarkların menfaati olduğu düşüncesi geliyor aklıma. Başka bir açıklaması olamaz…

Uzun lafın kısası; biz herşeyden önce kafa yapısını değiştirip ana çark olan eğitimi düzeltmeliyiz ki bütün sistem çarklarıda düzelsin. Aksi halde böyle yazılarla birileri dar kafalılık için tepki gösterip sistemin düzeltilmemesine tepki gösterirken birileride zorunlu olarak beyin göçü yapar.

Ne diyelim. Belki birgün…

İlginizi çekebilir...