6 Saatlik Antalya

Antalya’ya 6 Saatlik Turum

Altı Saatlik Antalya Turum

Merhaba;

Bu yazımda kısa bir zamana sıkıştırılan Antalya yolculuğumdan bahsetmek istedim.Uzun süredir blogumu boş bıraktığımın farkındayım. Vakit bulamadığım için ders ekleyemiyorum. Özellikle şu günlerde biraz yoğunum. Bazı planlarım ve çalışmalarım var. Bunlar için ortam oluşturmaya çalışıyorum. Derslerimi takip eden geliştirici dostlardan bunun için özür dileyip anlayışlarına sığınıyorum. 05.02.16 Cuma günü ile 06.02.16 Cumartesi günü arasında bir işim için Antalya’ya gitmek durumunda kaldım. Ufak bir sürede olsa Kaleiçi‘ni ziyaret etme fırsatı buldum. Birkaç görselle geçirdiğim bu vakti fotoğrafladım. Daha öncede Antalya’ya gittim. Biraz daha geniş vaktim olmasına rağmen denize girmek nasip olmadı. Bu gidişimde de iklimi olmadığı için o iş yattı. 🙂 Bir sonraki gidişimde daha fazla fotoğraflanmış anı ve yorumlarla bir yazı yazmayı düşünüyorum.

Yolculuk biraz zahmetli oldu ama…

Kısaca yolculuğumdan bahsedeyim. Şansıma giderken hava koşullarından dolayı 21.15 olan kalkış saati 22.05’e ertelendi. 55 dakika vakit kaybettim. Daha sonra uçağa bindikten sonra yine hava trafiğinden dolayı 40 dakika kadar vakit kaybettim. Sinir bozucu bir zaman takıntım var. 🙁  İstanbul bir hayli soğuk ve sağanak yağışlıydı. Sonunda havalandık ve 50 dakika gibi bir sürede Antalya’ya ulaştım. Şansıma 00.00’de son aracını sefere çıkaran hattan 00:30’da bir otobüsü görüp hemen bindim. Bu sefer şansım biraz yaver gitti. Antalya’da hava biraz sıcaktı ve ben gelmeden önce sabahtan ikindi vaktine kadar yoğun yağış altındaymış. O günüm basınçtan kaynaklanan baş ağrısı nedeniyle hızlıca uykuya dalarak gitti.

Kapsamlı bir gezi olmasada Kaleiçi’ni baştan aşağı gezdik.

Sabah 11.00 sularında uyandım ve yapmam gereken işim için yola koyuldum. İşlerimi bitirdikten sonra Akdeniz Üniversite’nde okuyan amcam ile Kaleiçi’ne doğru yol aldık. Antalya kültürel çeşitliliği ve atmosferi açısından çok güzel bir yer. O gün gökyüzüne baktığımda içime umut dolduran mavi renklerin geçişiyle süslenmiş açık bir hava vardı. Biraz fazla rüzgarlıydı. Ama içime çektiğim hava kirli değildi. İstanbul artan nüfusuyla ortaya çıkan organize sanayi bölgelerinin atmosferi katletmesiyle karşı karşıya. Zaten iki şehirde de açık bir günde gökyüzüne bakınca aradaki renk skalalarının ne kadar farklı olduğunu anlıyorsunuz. Bölgedeki gökyüzü berrak ve net iken İstanbul’da hafif solgun ve bulanık. Şehirlerin gelişmeyle aynı oranda ağaç sayısının azalması gayet üzücü bir durum.

Yolculuğumda dönüş uçağıma 6 saatlik bir süre kala Kaleiçi’nin dar ve renkli sokaklarında turlamaya başladık. Bu ara sokaklarda kültürel simgeler, hediyelik eşyalar ve birçok ürün satan dükkanlar ve konaklama için iyi seçim olabilecek konak ve oteller var. Ayrıca eski zamanlardan kalan tarihi konak ve evlerde bu ortamın tadı tuzu olmuş durumda. Dışarıda dönen hayatın aksine burada çok daha güzel görüntülere şahit olabiliyorsunuz. Sanki zamanda geriye gitmiş gibi bir hissiyat veriyor.

Sokaklarından aldığım bazı kareler

 

Akdeniz’in güzel şehirlerinden birisi. Buraya seyahat etmenizi özellikle Kaleiçi’ne gitmenizi tavsiye ederim. Biraz soğuk bir vakitte gittim ben ama yazın çok daha iyi olacağından eminim. Denizinin berraklığı ve rengi keza gökyüzünün canlı ve enerjik görüntüsü burayı güzel yapan unsurlardan birkaçı.Tekrar görüşmek üzere, kendinize iyi bakın…

İlginizi çekebilir...